Atarlı Yemeksepeti Banabi Kuryesi

Şu dünyada garibanın garibana zulmü diye bir gerçek var.

Geçtiğimiz günlerden birinde, akşam vakti tembelliğim tuttu.

Yemeksepeti Banabi’den komple abur cubur siparişi verdim. Neyse, 5 – 10 dakika sonra kurye app’ten aradı.

Site güvenliği kapıdan motorla girmesine izin vermemiş. Bizim blok için de kapılardan biraz yürümek gerekiyor açıkçası. Kuryenin sesi epey gergin geliyordu, sitenin kapısına çağırdı. Tamam dedim, bekleyin hemen geliyorum.

Biraz asansör sırası bekledim, zemin kata indiğimde kurye karşımdaydı. İri yarı bir adam. Biraz da hanzo tipliydi Allah var şimdi. Yarı gergin, yarı özür mahiyetinde güvenlikle tartışmasından filan bahsetti. Aslında yukarı çıkıyoruz ama şöyle böyle…

Gülümseyen bir tavırla gayet tabii dedim olabilir, haklısınız. Blok kapısına kadar da mesafe var, haklısınız, anlıyorum. Ben zaten geliyordum poşeti teslim almaya.

Güvenliklerin bazı kuryeleri gözlerinin önünde motorla siteye soktuğundan filan bahsetti. Haklısınız, canınız sağ olsun artık biz de gelip alırız kolay gelsin vs. derken ortam yumuşadı. Adım gibi eminim ben de cart curt etsem bir tartışma da benimle yaşayacak ama ne gerek var ki. Zaten tartışma yaşamaya enerjim de yok bu aralar.

Velhasıl, asgari ücretle çalışan cevval güvenliklerimiz günde on saat civarı motosiklet üzerinde mesai yapan bir başka garibana racon kesmiş. Gariban kuryemiz de uzun mesailer ve oradan oraya binbir insan tipi ile muhatap olmaktan yamulmuş zihninde bir racon daha kaldıramamış, öfke yapmış.

Kolaylaştırsanız ya birbirinize şu hayatı.

Yok ama olmaz.

Yastığa Başını Rahat Koyabilenler

Modern dünyanın kahramanları serisine hoş geldiniz.

Bu haftaki konumuz: ”Yastığa başını rahat koyabilenler”

Kim mi bunlar ?

Gün içerisindeki eylemlerinin sonucunda hiçbir canlıya bilerek, isteyerek ya da belirli bir kişisel menfaat karşılığında bir sıkıntı / zarar vermemiş olanlardan bahsediyorum.

Mesela siz, basit bir prim geliri elde edebilmek alabilmek adına, zor zamanlar geçirdiği için paraya ihtiyaç duyan insanlara gereksiz yere birden çok sigorta yaptınız mı ? Hem de kişinin haberi bile olmadan. Ya da gerekmediği halde yalanlarla ”aidatlı” kredi kartı verdiniz mi ? Kredili mevduat hesabı açıp, kredi ödemesini oradan tahsil edip faizin faizini bankanıza kazandırıp, bir ay daha kapı önüne konulmama karşılığında insanların gelir gider dengesini biraz daha zora sokarak alt üst ettiniz mi ?

Paraya o an ihtiyaç duyan insanlara, ”Nasılsa kucağımdalar” diyerek ”Size BES açalım, yoksa kredi vermeyiz.” dediniz mi ?

Her bir üründen üçer beşer prim kazancı elde edebilmek, satış hedefi tutturabilmek adına karşınızdaki insanın canını çıkardığınız ve kendi karakterinizden ödün verdiğiniz oldu mu ?

Tüm bunları yapıp, büyük bir gururla evinize gidip ”Bugün para kazandım” diyebildiniz mi ?

Daha da önemlisi, gece o yastığa başınızı rahat koyabildiniz mi ?

Alınmaca yok.

Çeşitli gerekçelerle insanlara maddi ya da manevi zarar vermeme gerek olmayan bir iş kolunda çalışma fırsatı verdiğin için teşekkür ederim Tanrım. Ya tersi olsaydı ?

Hayaller / Hayatlar ve Boş Beleş Hırslar

Selam dostlar,

Biraz önce Şafak’ın bu yazısına denk geldim.

Bu konuda birkaç kelam etmek isterim.

Açıkçası önceden birçok konuda belirgin çabalarım ve kendi adıma oluşturduğum bir ideal benlik algım vardı. Herkes kadar benim de idealimle pratiğim arasında bir makas mevcuttu ve bu makasın kapanacağına dair çoğu zaman bir beklenti oluşurdu.

Yaş otuza dayandığından mı bilmem ama deneyimlerim sonrası bu dünyanın ”show business dünyası” olduğuna ve bu show’un içinde izleyen tarafta olmanın beni daha konforlu tutacağına kanaat getirdim. Hatta izlemekten ziyade o show’un hiçbir tarafında olmamak bence daha da cazip.

Bir insanın hırslarının körelmeye başlaması kendisi için yapabileceği en büyük iyilik. Artık böyle düşünüyorum. Bu konunun iki önemli dezavantajı var tabi;

1) Daha az ego tatmini

2) Kendisini uyanık sanan birtakım title’lı çakalların sizden her zaman iyi olduğunu düşünebilmesi ve size hep bu önkabulle yaklaşmaları. Sizin de olayları idare etmek durumunda kalmanız.

Bu ikinci maddedeki ”idare etme”yi sağlayamazsanız üzgünüm ama toplum tarafından sosyal işlevselliğinizin düşük olduğu sonucuna varılabilir. Ben böyle düşünmüyorum ama merak etmeyin. 😉

Eskiden internet üzerinde zaman geçirmekten inanılmaz keyif alırdım. Şimdi o zamanların önemli bir kısmını kayıp olarak görüyorum. Anlatsalar inanmazdım. Tabi bu zaman geçirme işi sosyal medya vs de değil. Nerdlük içeren birtakım forumlar, ortamlar. Artık somut deneyimler bana çok daha cazip geliyor.

Özetle;

Ekmek arası peynir – domatesi tadını alarak yiyebilmek bana artık daha da anlamlı geliyor. Domates ihracat rekorları sizlerin olsun.