Yeniden Firefox !

Dostlar,

Google Chrome’da ben de çoğunuz gibi uBlock Origin kullanıyor, reklamsız web’in tadını çıkarıyordum.

Derken bugün gördüm ki Google, Chrome üzerinde çalışan reklam engelleyici eklentilerin kullandıkları webRequest API’i kaldıracağını Manifest V3’te ilan etmiş.

Ben de dün kalpli kutumdan* Firefox sticker bulup, Mac’ime yapıştırmıştım. Hemen üzerine bu haberi alınca da kıyıda köşede tuttuğum Firefox’u son sürüme güncelleyerek (104.0 olmuş bu arada. Eskiden 2.5, 3.5 diye giderdi hey gidi günler) web yolculuğuma Firefox ile devam etme kararı almış bulunuyorum.

Bakalım.


*Kalpli kutu, zamanında hediye olarak gelen (hediye eden şimdi eşim olur) ve içine bir takım ıvır zıvırları depoladığım şirin ve kalp şeklinde bir kutu.

iCloud Mail’e Geçtim

Selamlar,

Halihazırda uzun zamandır elimde olan icloud mail’i ana e-posta adresim olarak kullanmaya başladım.

iCloud Mail için iOS uygulaması olarak Spark‘ı kulanıyorum ve öneririm. Zaten adamların sloganı da ”Love Your Mail Again” ki gerçekten sloganlarının hakkını veren bir uygulama yapmışlar.

iOS üzerinde uzun süredir Outlook Mail kullanıyordum fakat uygulamada son zamanlarda anlık bildirim sorunu ve birçok önemli e-postanın SPAM klasörüne düşmesi durumunu yaşadım. Bu durum aylarca devam edince de Apple hesabım olarak kenarda duran iCloud Mail’e geri döneyim dedim.

Bana göre hiçbiri bir Gmail olmasa da Gmail’e göre en büyük artısı;

-Reklamsızlık ve gizlilik

Bunun yanında en büyük eksisi ise iCloud standart depolama planında ücretsiz 5GB sunuluyor. O da sadece mail tarafından kullanılmadığı için azıcık bir alan kalıyor. Ben idare ediyorum ama arşivci bünyeler ücretsiz planda depolama sorunu yaşayabilir. Ya da 50GB için üç beş lira aylık ödemeli bir iCloud planı var. Ona geçerseniz sülaleniz rahat olur.

Şu an aktif olarak Netflix ve Apple Music aboneliklerim var. Bunların yanına bir iCloud depolama olsun, bir de şu olsun derseniz iş toplamda saçma sapan bir gider yumağı halini alıyor.

Ben eski kafalı bir adamım. Gelemem öyle işlere. Bu da başka yazının konusu olsun.

İçimi Döküyorum

Selam dostlar,

31 level bir dünyalı olarak bazı şeyleri kafama daha rahat oturabildiğimi söyleyebilirim.

Bu şeylerden biri ”Başarı”.

Eskiden ”Başarı nedir ?” diye soranlara vereceğim cevapların çoğu, ortalamayı yakalamak ve mümkünse ortalamın bir – iki seviye üstünde olmak olurdu.

Şu ansa ”başarı nedir ?” dediğinizde size tek bir şey söylerim: Kendine Yetebilmek.

31 level aklımla şunu düşünüyorum dostlar, varsın kimse hiçbir şeyinize yardım etmesin. Kimseye minnetiniz olmasın.

Karşınızdaki insanlar ne kadar kendilerini sizin yakınınız, arkadaşınız olarak tanımlasa da sizin için yaptıkları her hareketi ”alacak” hanesine yazıyorlar ve konu en sonunda size karşı ”yetti artık” noktasına geliyor.

Bir de kendimle ilgili bir tespitim daha var ki; şu yaşıma kadar dünyayı gerçek anlamda hiç okuyamamışım. Bu hissi özellikle bu yıl yoğun bir şekilde yaşamaya başladım.

Gençliğimde bir yıl kadar antidepresan ilaç kullanmıştım ve bu konuyla ilgili taşak bile geçilmişliğim var. Şöyle dönüp bakıyorum da o zamanlar çok antin kuntin muhabbetler için ilaç kullanmışım.

O zamana kıyasla şu an böyle bir desteğe daha çok ihtiyaç duyduğumu düşünüyorum.

Öyle ya da böyle, haklı ya da haksız. Rahatsız edici bir ortamda sürekli bulunmak bana iyi gelmiyor. Gelgelelim her şey de düşündüğün gibi sonuçlanmıyor.

Tek istediğim şey huzur içinde bir 24 saat. Bakın rahat demiyorum, gerekirse köpek gibi çalışayım ama sakin bir 24 saat geçirmek istiyorum.

Özetle, sakin ve kendinize yetebildiğiniz bir hayatınız varsa o hayattan benim yerime de zevk almaya bakın.

Buraya bu tarz şeyler yazmayı sevmem ama zor zamanlar geçirdiğim kesin.

Bakalım zaman neler getirecek.

Photo by Joshua Earle on Unsplash

Yatırım için Ev Almanın Diğer Boyutu

Selamlar dostlar,

Bu yazıyı yazdığım tarih olan Mayıs 2022’de fevkalade bir konut alma furyası var. Sebebi ise malumunuz enflasyon rakamları.

Parası olan konuta gömüyor, yetiremediği yerde ”ucuz” krediye abanabildiği kadar abanıp, konut alma yoluna gidiyor. Alınan konutların önemli bir kısmı da kiraya verilip, gelir elde edilmeye çalışılıyor.

Yatırım için konut alanların iki hareket tarzı var;

1) Kiraya vermeyip, evi bekleterek her gün artan satış fiyatına bakarak keyiflenenler.
2) Kiraya verenler.

Şimdi 1. gruptaki konut yatırımcısı genelde paraya muhtaç bir profilde olmadığından, bu adam yatırım amaçlı aldığı evini kiraya filan vermiyor. Dolayısıyla insan faktörüyle uğraşarak sinirlerini yıpratmıyor, piyasada iyi insan sayısı kadar var olan zayıf karakterli insana denk gelerek gereksiz sinir harbi yaşamıyor. Evin aidatını, ortak ısınma giderini, faturasını vs ödüyor ve yoluna bakıyor.

İkinci gruptakiler yani evi yatırım amaçlı alıp, kiraya verenler ise her sene gelir elde ediyorlar. Yanlış hatırlamıyorsam eğer;

– 12 aylık kiranın 2 aylık bölümü gelir vergisine gidiyor
– Kiracı evi yıpratıyor, eve şunu yaptırdım – bunu yaptırdım, şu kadar ev sahibi öder gibi beyanlarla verdiği kiradan düşebiliyor
– Kiraya yapılacak nominal artışı fazla bulup, piyasanın altında oturabiliyor
– Kiranızı aksatabiliyor
– Aylarca aidat ödemeyebiliyor ve bu aidat borcunu yönetim sizinle mahsuplaşmak isteyebiliyor.
– Su abonelik işlemlerini yaptırmamasından kaynaklı olarak fena olmayan bir su borcu bırakabiliyor (ayrıca usulsüz kullanım)

Tüm bunların dışında, en bomba olanına geliyoruz.

Elinizde tapusunu bulundurduğunuz yatırımlık 1+1 konuta defalarca 1 milyon TL’ye alıcı beliriyor (bu fiyat da sürekli artıyor) ama siz bu tapuyu elinizde ayda sadece 2500 TL gibi komik sayılabilecek (tapu maliyetine göre komik) bir kira geliri karşılığında insanların istifadesine sunuyorsunuz.

Tek bir soru sormak istiyorum.

Milletin barınma sponsoru siz misiniz ?

🙂

Unutmadan, yatırım tavsiyesi değildir.